Halk Edebiyatında Aşıklık Geleneği ve Geleceğe Köprü

Halk Edebiyatında Aşıklık Geleneği ve Geleceğe Köprü

ÂŞIKLIK GELENEĞİ: ANADOLU’NUN SÖZLEŞİLMEMİŞ HAFIZASI

Anadolu’nun bağrından kopup gelen, dağların heybetini, gurbetin hüznünü, sevdanın sıcaklığını ve insanın yüreğindeki binbir duyguyu söze, saza ve şiire dönüştüren kadim bir gelenektir âşıklık.

Bu topraklarda nice âşık, nice ozan; gördüğünü, yaşadığını ve hissettiğini sazının teline, dilinin ezgisine ve kaleminin ucuna emanet etmiştir. Kimi zaman bir köy odasında, kimi zaman bir yayla başında, kimi zaman gurbet yollarında söylenen türküler ve koşmalar; aslında Anadolu insanının hafızasını gelecek nesillere taşıyan görünmez bir köprü olmuştur.

Âşıklık yalnızca şiir söylemek değildir.

Âşıklık; geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurmak, sözü emanete sahip çıkarak taşımak ve milletin ortak hafızasını yaşatmaktır.

Bugün değişen dünya, hızla dönüşen hayat ve teknolojinin etkisiyle birçok kültürel değerimiz unutulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Oysa bir milletin gerçek zenginliği yalnızca sahip olduğu topraklarda ve maddi varlıklarında değil; dilinde, türküsünde, şiirinde, hikâyesinde ve edebiyatında saklıdır.

Bu nedenle âşıklık geleneğini yaşatmak, yalnızca geçmişe sahip çıkmak değildir. Aynı zamanda geleceğe karşı sorumluluğumuzu yerine getirmektir.

Gençlerimize şiiri sevdirmeli, halk edebiyatını anlatmalı, âşıklarımızın eserlerini yaşatmalı ve yeni nesillerin de bu kültürün bir parçası olmasına imkân sağlamalıyız. Çünkü okunmayan şiir, söylenmeyen türkü ve aktarılmayan kültür zamanla unutulmaya mahkûmdur.

Edebiyat ise bir milletin ruhudur.

Bir şiirde bir annenin özlemi, bir türküde bir askerin hasreti, bir koşmada bir âşığın sevdası, bir hikâyede Anadolu insanının hayatı vardır. Bu yüzden edebiyatı korumak; aslında insanımızın hatırasını, duygusunu ve kimliğini korumaktır.

Ben bir şair olarak inanıyorum ki; söz yaşarsa kültür yaşar, şiir yaşarsa gönül yaşar, edebiyat yaşarsa milletin hafızası yaşar.

Âşıklarımızın yaktığı bu kültür ateşinin sönmemesi için hepimize görev düşmektedir.

Sazın teli susmasın, kalemin mürekkebi kurum­asın, Anadolu’nun sözü gelecek nesillere ulaşsın.

Çünkü biz biliyoruz ki:

Bir milletin hikâyesi kitaplarda yazılır,
ama ruhu şiirlerde yaşar.

Şair Emin Aktürk

← Tüm yazılara dön